TEK ERKEK OLMAK
Lise yıllarımın başlarında, isminin başına tanımlayıcı bir sıfat bulunamayacak kadar özelliksiz bir lise öğrencisiydim ben. Genel olarak durgun ama yer yer bunalımlı bir karaktere sahip, tipik ergenlerden birisiydim. Son derece cılız bir vücuda sahiptim. Sivilce tarlasına dönmüş ve biçildiğinde bol miktarda yağ elde edilebilen bir suratım vardı. Yüzüm bir bebeğin poposu gibi sakaldan ve hatta tüyden yoksundu. Saçlarım biraz uzun ve her zaman dağınıktı. Her sabah dakikalarca taramama rağmen, dışarı adımımı atar atmaz, saçlarım fırındaki bir kek misali kabarır ve zenci adam saçı gibi olurdu. Çok canımı sıkardı saçlarımın bu kabarık hali. Ancak hiçbir zaman saçlarımı kısacık kestirip kurtulamadım bu ıstıraptan. Çünkü saçlarımı kısa kestirdiğim vakit, mülayim suratım nedeniyle 12 yaşında gibi görünüyordum. Yapabileceğim hiç birşey yoktu, estetik ameliyat olacak halim de yoktu. Lise hayatımın ilk yıllarını, karakter olarak öyle olmasam da, tip olarak son derece mülayim görünen, kendi halinde birisi olarak geçirdim ben.
Şimdilerde "karanlık çağ" diye nitelendirdiğim bu birkaç yıldan sonra, lise ikinci sınıfa geldiğimde, yabancı dil bölümünü seçerek hayatımı şekillendiren ilk kararıma imza atmıştım (şimdiye kadar başka da böyle bir karara imza atmadım zaten). Hepiniz bilirsiniz ama yine de belirteyim: Erkek öğrencilerin bir çoğunun Türkçe konuşmaya bile mecali olmadığı için uzak durduğu ve bu yüzden sadece kızların rağbet gösterdiği bir bölümdür yabancı dil bölümü. Çok geçmeden lise biri lise ikiye bağlayan yaz tatili de sona ermişti ( "Güzel olan herşey çabuk biter" diyerek çok da sıradışı olmayan bir tespit yapmak istiyorum tam bu noktada) ve okullar açılmıştı. Hayatımın gidişatını belirleyecek yabancı dil bölümündeki ilk dersime girmek üzere sınıfıma doğru yola çıktım. Atatürk'ün çağdaş eğitim sistemi sayesinde karma sınıflarda okumaya alışmış biri olarak ben, hayatımda bir ilki daha yaşayacaktım çok yakın bir zamanda. Çünkü yeni dil sınıfıma girdiğimde ve şaşkın gözlerle sınıfı incelediğimde kendimden başka bir erkek görememiştim bir türlü, erkek sinek dahi göremiyordum. Hemen öğretmen masasının üzerinde duran mavi sınıf defterininin içinden sınıf listesini çıkardım telaşla. Gözlerime inanamıyordum, listenin cinsiyet bölümü baştan aşağı K idi, hepsi kızın K'siydi. Tekrar kafamı kaldırarak, buğulanmış gözlerimi karşımdaki tahta sıralara doğru çevirdim. Her yer kızlarla doluydu. Burası cennet miydi yoksa cehennem miydi? Yoksa ne idüğü belirsiz bir ütopya mıydı? Evet arkadaşlar, sinekler bile dişiydi sanki bu sınıfta, duvardaki örümcek bile kırıtarak yürüyordu, kapı kolundaki bakteriler bile pembemsiydi, kafamı nereye çevirsem gri etekler gözüme çarpıyordu. Derslik olamayacak kadar küçücük olan ama neticede bir derslik olmayı başarmış bu odacıkta, benden başka hiçbir erkek yoktu. Burası sınıf değil, kadınların altın günü yaptığı bir apartman dairesi gibiydi.
Çok geçmeden 12 kızın arasında tek erkek olarak kaderimle başbaşa iki yıl geçireceğimi farkına vardım. Bu durumu öğrenen yan sınıflardaki erkek arkadaşlarımdan kimisi "Çok şanslısın olum, her gün birisiyle çıkarsın, tak fişi bitir işi. Artık bizi de görürsün kardeşim" diye bana ahlaksız teklifte bulunarak sırtımı sıvazlıyor, kimisi ise "Sen de onlara benzeyeceksin olum sonunda, hop hop iso tooop iso" diye espri yaparak çevresindekilerle anlamsız bir kahkaha yumağı oluşturuyordu. Çok içerlemiştim bu duruma, müdür yardımcısının odasında aldım soluğu.
- "Hocam iyi günler. Hocam yardım edin, bu nasıl bir sınıftır hocam?"
- "Ne olmuş oğlum sınıfına, bir eksik mi var?
- "Evet hocam hem de baya bir eksik var. Hocam buyrun dilekçemi size takdim edeyim, bölümümü hemen değiştirmek istiyorum!"
Müdür yardımcısı son derece sinirli, yürüdüğü koridordaki kalabalığı Hz.Musa'nın denizi ayırması gibi iki yana ayırmayı başaran, haksız yere öğrencileri cezalandırmaya bayılan bir adamdı. Saddam Hüseyin gibi son derece korkulan bir diktatördü, ufak lise binamızda onun küçük Irak'ıydı. Fakat Saddam bile bizim müdür yardımcımızdan daha karakter sahibi biri sayılırdı. Çünkü müdür yardımcımız Osman Hoca, son derece adaletsizdi. Hobi olarak birbirlerini bıçaklayan ruh hastası öğrencileri affederken, kravatımı gevşek tuttuğum için ben ve benim gibileri sürekli disipline yollayacak kadar karaktersiz bir adamdı. Osman Hoca, termometre ibresinin tavana vurduğu odasında, fırça bıyığının arasına saklanmış ter zerreciklerini sol eliyle silerken, verdiğim dilekçeye hemen göz gezdirmeye başladı.
- "İsmail Piş... Sen babası matematik öğretmeni olduğu halde karnesine matematiği 1 düşen çocuk değil misin?
- "Evet hocam" diyerek gülümsedim son derece yapmacık bir şekilde.
- "Sen ayrıca kimya sınavında kopya çekerken yakalanan ve hocasına af için günlerce yalvaran çocuk değil misin?"
"Evet benim *mına koyim" dedim içimden, fakat seslendiremedim bu düşüncemi. Kafamı hafifçe sallayarak onayladım.
- "Al bu dilekçeyi, senin bu zekayla dil bölümü dışında bir bölümde okuyamayacağın kesin. Kafan belki ingilizceye çalışır da benim başımı ağrıtmazsın. Dilekçeni de al git, kabul etmiyorum, dil bölümünde kal sen" diyerek beni son derece küçük hallere düşürdü ve dilekçeyi de titrek ellerime tutuşturup kapıyı gösterdi.
Çıktım müdür yardımcısının odasından ve korkunun ecele faydası olmadığını düşündüm bir anda. Kaderimle bir an önce yüzleşmek için yeni sınıfıma doğru hızla koşmaya başladım. Koşarken kızın bir tanesine çarptım koridorda. Kız çarpmanın etkisiyle biraz sendelerken, ben yüzüstü yere kapaklandım kalabalığın içinde. Müdür yardımcısı beni sersemletmişti bir kere, kasıklarıma yumruk yemiş bir boksör gibiydim. Çarptığım kız, yerde yatan futbolcuya sarı kart gösterecek bir hakem gibi benim ayağa kalkmamı bekledi ve kalkar kalkmaz bana "yavaş olsana gerizekalıııı" diye bağırdı küstahça. Cevap dahi veremedim, yeni sınıfıma girdim gururu incinmiş bir şekilde.
Yeni sınıfımdaki kızlar, tam beklediğim gibi ufak gruplara ayrılmışlardı. Bu küçük gruplar da birbirlerini uzaktan esrarengiz bakışlarla süzüyor, tanımaya çalışıyordu. Daha önceden tanışıklığı olan kızlar çoktan yaz tatilinde biriken dedikoduları yapmaya başlamışlar, geriye kalan kızlar ise her yeni tanışmada yapılan tipik resmi konuşmaları yaparak birbirleriyle arkadaş olma çabası içindeydiler. Sınıfta beni tanıyan pek kimse olmadığından dolayı (ki zaten tanınmaya değer bir kişi değildim o zamana kadar) sessizce çekildim köşeme, parmağımla tekrar saymaya başladım kızları rakamdan emin olmak için. Tam on iki taneydiler. Erkek başına (yani benim başıma) 12 kız düşerken, bir kız başına ise tam 0.083 erkek düşüyordu. Hoş gibi görünen ama aslında felaket ötesi bir durumdu bu. Hiç hemcinsim yoktu sınıfta. Ben kime küfürlü şakalar yapacaktım? Ben kiminle belden aşağı sohbet edecektim? Peki dün akşam oynanan derbideki pozisyonları, hiçbir sonuca varamayacağımız halde, kiminle saatlerce tartışacaktım? Derin düşüncelere daldığım ve bu düşüncelerin ciğerlerime kadar dolduğu esnada, bir kadın hoca derse girdi ve eğitim öğretim yılına resmen başladık o şimdi bile özlediğim liseli çocuk heyecanıyla...
Aradan bir hafta bile geçmeden kaynaşmaya başladım kızlarla. Korktuklarım başıma gelmiyordu. Hemcinslerimle konuşabildiğim herşeyi kızlarla konuşamasam da, onlarla da çok keyifli vakit geçirebiliyordum. Hatta kızlarla sohbet etmek, erkeklerle sohbet etmekten daha zevkli hale gelmişti benim için. Her geçen gün iletişimim artmaya devam ediyordu kızlarla. Kendimi bu sınıfta gayet iyi hissetmeye başlamıştım ve bu sayede her geçen gün artan özgüvenim, kişiliğimin yerine oturmasına yardım ediyordu. Yavaş yavaş kızlarla nasıl konuşacağını bilen, kızları çok iyi tanıyan, oturaklı bir karaktere sahip oluyordum. Sınıfımdaki her kızı ayrı ayrı tanımaya çalışıyor, kimi zaman dertlerini dinliyor, yardımcı olamasam da onlara öğütler veriyor ve böylece kızların bir çoğuyla yakın dostluklar kuruyordum. Kızlarla birlikte geçen günler yerini aylara, aylar da yerini yıllara bırakmıştı. Giden yıllar da bana tecrübe olarak geri dönecekti belki de... Nefes alıp vermekle ömür geçerken, liseden mezun olduğumu zor algılayabilmiştim. İki yıl sonra, artık bir lise mezunu olarak geriye baktığımda, çok önemli birşey öğrendiğimi farkına vardım. Evet, kızlar gibi düşünebilmeyi yani empati kurabilmeyi öğrenmiştim bazı durumlarda. Kızlar hakkında yaptığım bu iki yıllık stajımı başarıyla noktalamıştım ve bunun meyvesi olarak kızların huyunu suyunu bilen birisi olmuştum. Günlük hayatta kızların bazı hareketlerini önceden tahmin bile eder olmuştum hatta. Kızlar hakkında öğrendiğim bu hayat dersleri, belki de lisenin elime tutuşturduğu karneden çok daha değerliydi benim için...
Kısacası azımsanmayacak kadar çok olan olumsuz taraflarına rağmen, benim için çok farklı bir deneyimdi kızların arasında yalnız bir adam olmak... Renkli çiçeklerin içinde bir böcek olmak... Yeşil otların içinde bir bok olmak... Karınca kolonisindeki tek kral karınca olmak... Evet, evet, insana kendini özel ve farklı hissettiren bir duyguydu sınıfında tek erkek olmak...
YAZAR: İSMAİL PİŞER
Konu: cevap
ben tam tersine kız arkadaşım için olumlu birşey olacağını düşünüyorum keyifli hatun:D kal salıcakla
Bağlantı »
Konu: :)
keşke kızları bu kdr ii tanımasaydın ismail kız arkadaşın açısından çok iyi bi durum olucağını düşünmüyorum:)
Bağlantı »
Konu: bu zırvalamalar işte ne olacak konu
kangırşıleyşıns :D
Bağlantı »
Konu: cevap
çok tşk ederim yorumlarınız için arkadaşlar:D
Bağlantı »
Konu: tek erkek:D
dıkkat hıkayede adı gecen sahısların gercek hayatla hıcbır ılgılerı yoktur ... :D:D:D:D:D:D varsa da ogrenmeseler ii olur :D:D:D saka bı yana yenı yazı ııcn teskurler :D
Bağlantı »
Konu: tek erkekkkkkkk
wallla isocummm tek erkek olmak ne demek tam olarak bilemem ama senin de dediğin gibi bazen zor olabileceğini tahmin ediorum.ama her işte olduğu gibi bundan da bi yarar sağlamışsın kardeşimm. tebrik ederim.güzelll mi güzel bir yazı.
Bağlantı »
Konu: (:
Çok eğlenceli bir yazı yine..Tek erkek olmanın artıları ha..Çok orjinal bir mizah anlayışı..Tebrikler...:D:D
Bağlantı »
Konu: :))))
kankacımmm yazılarını çok beyendim gerçekten bu yazınd a diğerleri gb gayet sürükleyici ve eğlenceli olmuş lise yıllarında sana kattığımız bu niteliklerden dolayı da bilmem nedendir mutlu oldum :))) ama bi yerde sınıfta bni tanıyan pek kimse yoktu demişsin bn seni hazırlıktan beri tanıorum bunu da belirtmek istiorum :))) bizde seni tanıdığımza çok mutluyuz...başarılar...:)
Bağlantı »
Konu: değerli okuruma cevap
zaten dilciler deyince insanın aklına bi avuç kız geliyor herzaman:D
Bana kalırsa bi grupta, herkes kız ise, konular hep rutin şeyler(tipik dedikodular,erkekler,moda)..Aynı şekilde sadece erkeklerin olduğu gruplarda muhabbet hep aynı tahmin edebileceğimiz konular(malesef hep bel altı konular)İşte bu yüzden en iyi sohbet karma gruplarda çıkıyor diye düşünüyorum ben :D
Bağlantı »
Konu: Irmak
okurken gülmekten öldüm ,ben de dilci olmak istiyordum ama kısmet fencilikmiş... dilde iş yok kızım ,yok teyzemin torunu da dil bölümüne girdi de üniv kazanamadı...dilci olup da ne etçen?:)))) bu yorumlardan sıkıldım ve fenci oldum iyiki de olmuşum aslında :))bizim okulun dil sınıfında sırf kızlar var ,kız olduğum halde kız muhabbetlerinden nefret ediyorum.sıkıntı basardı herhalde:))) eline sağlık...
Bağlantı »
Konu: cevap
yorumlar için çok teşekkür ederim arkadaşlar.
Bu arada senden de bişey kaçmıyo feyzacım:D iyiki farkına vardın,hatamı düzelttim:D bu yazıyı tabiki size ithaf ediyorum ama bunu kalbimin içinde yapıyorum, yazıya yansıtmaya gerek duymadım.hiç unutmucam lise yıllarımızı,şimdi ağlayacam ;)
Düzenleyen comatose gün: 14/4/2009 saat: 19:19
Bağlantı »
Konu: Tek erkek olmak
Yalnızlığın Allah'a mahsus olmadığını anlamaktır.
Bağlantı »
Konu: _feyZa_L
yahu bayıldım nasıl bişidir bu:D bir bucuk saat sonra sınavım var ama umrumda deil okurken koptum yha o yeter bana:D yalnız bunları yazarken sınıfındaki o kızların bazılarının bunun okuycaını göz önüne almıssındır umarım:D bide en yazının en basında sana bu kadar tecrube katan sınıf arkadaslarına bı teşekkür babında yazını ithaf etseydin:D for the sake of bilmem kim die:D neyse saka bi yana osman hocanın tasvirine fln bayıldım olayları birinci tanık olarak bukadar gercekci anlatmıssın helal olsun ama bi durum söz konusu okyanusu asasıyla ikiye yaran hz. isa deil musa'ydı tesekkürler:))
Bağlantı »
Konu: Güzel
İsmailcim, yine yazını beğendiğimi dile getirmek istedim. Her zamanki gibi döktürmüşsün. Yalnız şu "de"'leri ayrı yazmayı bi öğrenemedin ulan.
Bağlantı »
Konu: terk erkek olmak
selamlar yazını keyifle okudum. Çok içten yazmışsın gerçekten. Cesaret gösterip geçmişini olduğu gibi anlatmanda ayrı bir takdir konusu. Son olarak da emin ol lise yıllarının sana çok faydası olucaktır.
Bağlantı »