SFP
Peki nedir bu erkeklerin sürekli konuştuğu konular? Ben bu konulara kısaca SFP diyorum arkadaşlar. Peki SFP nedir? SFP, başlangıçta size AKP'ye rakip olarak yeni kurulmuş bir siyasi parti izlenimi verse de aslında bu benim uydurduğum çok basit bir kısaltma arkadaşlar: Seks, futbol ve politika... Ben son zamanlarda kendi çapımda bir takım gözlemler yapıyorum. Şunu fark ettim ki, bir araya gelip sohbet eden birkaç erkek; seks, futbol ve politika dışında hiçbir konu konuşmuyor arkadaşlar. Tamamen içi boş beyinlere sahip bir nesil yetiştiriyoruz. Tüm dünyada erkekler hep futbol, seks ve politika hakkında mı konuşur, yoksa bu sadece Türkiye'deki erkekler için mi geçerlidir, bilemiyorum. Aynı gözlemleri Amerika'da veya İngiltere'de yapamadım ne yazık ki. Nasıl yapayım arkadaşlar? Mersin'den Silifke'ye gitmeye param yok. Devletin verdiği 180 lira bursla Amerika seyahati mi yapayım, nasıl yapayım, lütfen söyleyin! Neyse, peki size sorarım arkadaşlar. Futboldan ve politikadan konuşunca elimize ne geçiyor? Hadi cinselliği bir kenara koyalım. Cinsellik, yaradılışımızda olan ve karşı koyamadığımız hayvani bir dürtü. Ancak neden değerli vaktimizin tamamını futboldan ve siyasetten konuşarak geçiriyoruz? Aslında biraz derin düşündüğümüzde futbol ve siyasetin birbirine ne kadar benzediğini, kitleleri nasıl başarıyla peşinden sürüklediğini ama bu kitleye ne yazık ki hiçbir şey katmadığını fark edeceğiz arkadaşlar. Örneğin, siyasete meraklı bir insanı ele alalım. Bu insanın adı Ali olsun. Ali, fırsat bulduğu her anı siyasete kafa yorarak ve siyaset hakkında konuşarak geçiriyor. Desteklediği siyasi partinin her yerde propagandasını yapıyor. Bazen kendisine zıt fikirlere sahip insanları hazmedemeyip onlarla kavgaya tutuşuyor. Ali, pek çok insana siyasi görüşünden dolayı tavır alıyor ve sadece kendi siyasi görüşünün doğru olduğunu her fırsatta söylüyor. Peki Ali'nin bu kendini hırpalayışları ne zikime yarıyor arkadaşlar? Topu topu vereceği 5 yılda bir yapılan genel seçimlerde tek bir oy değil mi? Tek bir oyla Türkiye'de hiçbir şey değiştiremeyeceğine göre, yıllarca o kısıtlı hayatını siyaset gibi sonu olmayan bir konuyla geçirmesi sizce de saçma değil mi? Tabi Ali siyasete atılırsa, ne bileyim Osmaniye Belediye başkan adayı falan olursa, o zaman diyecek bir şeyim yok. O zaman Ali'nin taşaklarından öperim. Ama bu çok istisnai bir durum olurdu arkadaşlar. Ne yazık ki Türkiye'deki milyonlarca Ali, siyasete atılmamasına ve alt tarafı kullanacağı tek bir oy hakkı olmasına rağmen, sanki konuşarak Türkiye'yi kurtarabileceklermiş gibi tüm gününü siyasete kafa yorarak geçiriyor. Peki futbolla yatıp futbolla kalkan insanlara ne demeli? Statların önünde Galatasaraylı'nın Fenerbahçe'liyi bıçakladığı canım ülkemde, nasıl insanlar bu kadar ahmak olabiliyor? Sabahtan akşama kadar her ortamda Fenerbahçe hakkında konuşan ve diğer takımları tutan arkadaşlarıyla dakikalarca tartışan bir erkeği ele alalım. Tüm günü Fenerbahçe hakkında konuşarak geçirmek sana ne kazandırıyor arkadaşım? Fenerbahçe'de top koşturan futbolcular senin işyerinde bir yılda kazandığın parayı maç başı olarak alıyorlar. Senin futbol sektöründen hiçbir maddi kazancın yok. Üstüne üstlük maç izleyeceğim diye statlara, kahvelere, evindeki Lig Tv'ye dünyanın parasını veriyorsun. Hala niye arkadaşlarınla tüm gün futbol hakkında konuşup değerli zamanını harcıyorsun? Neden statlarda rakip taraftarlarla kavga edip kendine zarar veriyorsun? Senin bu desteğinin, bu çabalarının desteklediğin takıma bir katkısı olsa anlayacağım. Ancak sen bir maça gittiğinde, 40 bin kişilik statta tek bir kişisin. Gidip de tezahurat yapsan ne olur, yapmasan ne olur? Sen yapmasan yerine başka birisi yapacak. Çeneni yormanın ne sana ne de desteklediğin takıma hiçbir katkısı yoksa, neden sürekli futbolla yatıp futbolla kalkıyorsun? Bizden öncede siyasi partiler ve futbol takımları vardı, biz öldüğümüzde de olmaya devam edecekler. Bundan 100 yıl önce de siyasette sağ-sol vardı, Fenerbahçe-Galatasaray vardı, bundan sonra da olmaya devam edecek. Sistemler ölümsüzdür arkadaşlar ve biz bu sistemlerin önemsiz ve geçici parçalarıyız sadece. Ancak kendimizi daima bu sistemlerin merkezinde sanıyoruz nedense. Peki biz erkeklerin, özellikle genç olanlarımızın bu kadar siyasetle ve futbolla içli dışlı olmamızın nedeni tam olarak nedir? Bana göre, siyaset ve futbolun sürekli olarak konuşulmasının nedeni, ikisinin de birbirine inanılmaz benzemesidir arkadaşlar. İkisinde de düşünce ayrılıkları kaçınılmazdır. Düşünce ayrılıklarının sık yaşandığı alanlar da her zaman çok konuşulmaya mahkumdur. Örneğin, bana göre AKP Fenerbahçe'dir. İkisinin de Türkiye'de destekçisi çok fazladır. Ancak düşmanları da hatrı sayılır miktardadır. AKP'linin AKP'liden başka dostu olmadığı gibi, Fenerlinin de fenerliden başka dostu yoktur. Aynı zamanda gerek Recep Tayyip Erdoğan gerekse Aziz Yıldırım tam bir diktatör gibi davranmaktadırlar. Recep Tayyip Erdoğan, bir yandan çifçiye anasını da alıp gitmesini söyleyecek kadar dengesizken, bir yandan da Davos'ta İsrail Cumhurbaşkanına rest çekecek kadar cüretkardır. Aziz Yıldırım ise kulübünü sanki bir devletmiş gibi yönetmektedir ve her maç sonrası hakemler hakkında tehditkar açıklamalar yapmaktadır. Kısacası AKP ve Fenerbahçe gerek yönetenleriyle gerek yapılarıyla, birbiriyle çok benzerlikler taşımaktadırlar. CHP'de Galatasaraydır. Her ikisi de ezeli rakiplerine çok iyi muhalefetlik yaparlar. CHP Atatürk'ün kurduğu bir parti olması nedeniyle son derece özel ve köklü bir partiyken, Galatasaray'da Türkiye'de UEFA kupasını almış tek takımdır. Bir tanesi siyaset dünyasında, diğeri de futbol dünyasında vazgeçilmezdir. Genç Parti ise Sivasspor’dur. Cem Uzan liderliğindeki Genç Parti geçtiğimiz genel seçimlerin birinde yüzde 7 oy alarak büyük bir başarıya imza atmıştır. Sivasspor da son yıllarda Süper lig'de hiç kimsenin beklemediği başarılara imza atmaktadır. Genç Partinin başında Motorola gibi şirketleri bile dolandıracak kadar zeki, Amerika'dan bile para çalacak kadar başarılı, genç bir lider olan Cem Uzan vardır. Sivasspor'un ise başında son derece genç ve hırslı bir teknik direktör olan Bülent Uygun bulunmaktadır. Bülent Uygun takımını Süper ligde şampiyon yapacağını söylerken, Cem Uzan'ın da ''mazot 1 YTL olacak'' ''fındık 8 YTL olacak'' gibi birbirinden komik vaatleri vardır. Siyaset ve futbol birbirinin aynısıdır arkadaşlar. Türkiye'deki gençler zamanlarının tamamını siyaset ve futbol hakkında konuşarak harcarlar. Bu konuları tartışmanın hiç kimseye bir şey katmadığı da aşikardır. Tabi ki siyasi bir düşüncemiz olmalıdır, seçimlerde oylarımızı desteklediğimiz partiye atmalıyız. Ancak siyasetin yaşamımızda kapladığı alanın minimum olması gerekmez midir? Tabi ki futbol takımımızı tutmalıyız, takımımızı desteklemeliyiz. Ancak tüm gün boyunca rakip takımları destekleyen arkadaşlarımızla tartışmak, onlarla kavga etmek sizce de salaklık değil midir?
Tamamen bendenizin yaptığı gözlemlere göre, Türkiye'de 15-25 yaş grubu genç erkeklerin bir araya geldiklerinde, sadece ve sadece belli başlı birkaç konu hakkında konuştuğu görülmüştür. Malesef 15-25 yaş aralığında tüm erkekler, bir arada olduklarında bu konular dışında başka hiçbir şey konuşmamakta ve bu durum tamamen sığ bir gençlik yetişmesine neden olmaktadır. Bu trajedi, benim yüreğimi derinden yaralamaktadır.
yazar: İsmail PİŞER
Konu: cevap
ırmak katılıorum sana kızların da konuştuğu muhabbetler belli başlı şeyler.Hatta yaptığı hareketlerde genelde aynı oluyor.Tıpkı ayna karşısında cep telefonuyla fotoğraf çekmek gibi ;)
Bağlantı »
Konu: cevap
denizlisporda İşçi partisi olsa gerek kardeşim:D
Bağlantı »
Konu: ...Kültürlü
Denizlispor'u unutarak ayıp etmişsin.
Bağlantı »
Konu: :))
artık insanlar takım tutar gibi parti tutuyorlar...futbolun da siyasetten hiçbir farkı yok,doğrudur.erkekleri bilemicem ama kızlar bir araya gelince de nedendir anlamam hep bir erkek muhabbeti açılır..ayy şu yakışıklı ayy şu bilmem ne...siyasete uzak kız nesli,futbolu abartan erkek nesli büyüyor...ne zaman ortasını bulacağız bilemicem...:)bende anormallik var galiba.her şeyden azar azar bir şeyler biliyorum:))Muhabbeti kurtarıyor ya,gerisi sorun değil:))))eline sağlık:)benzetmeler güzel olmuş parti-takım:)
Bağlantı »