« Önceki | Sonraki »

21/6/2009

GÜLEMİYORUM


         Gülemiyorum. Son zamanlarda böyle enteresan bir hastalığa yakalandım. Çevremdeki insanların osurana kadar güldüğü mevzular bana hiç komik gelmiyor. Gün içinde yaşanılan en komik olay bile, bir dizinin en son yayınlanan bölümünün tekrarı gibi geliyor bana. Her şey bir dejavu olmaya başladı beynimde, hatta dejavular bile dejavuya dönüştü…

         Son derece sıkıcı bir yaz tatili geçirdiğim için olabilir belki. Belki de pek de yoğun olmayan bir işyerinde tüm gün nöbet beklemek zorunda olmamdan da kaynaklanabilir. Ancak başka bir nedeni daha olmalı diye düşünüyorum bu keyifsiz halimin…

        Yaz tatili oldukça monoton, suratım ise mahkeme duvarından farksız. Canım sıkılıyor. Gönlümü eğlemek için işyerinden internete giriyorum. İşyeri diye gerine gerine söylediğime bakmayın, bildiğiniz üç tane duvarı ve yaya kaldırımına açılan cam kapısı olan bir dükkan, esnaf çocuğuyuz en nihayetinde. İşler yoğun olmayınca, internete girmekten başka bir uğraş bulamıyorum ufacık dükkanda.

         Facebook’ta sörf yaparken, üzerinde “kopucaksınnn :D:D:D” yazan videolar gözüme çarpıyor. Hemen izliyorum, ancak tebessüm dahi etmiyorum. Gülmek istiyorum ama bir türlü olmuyor. Gidip komedi filmi kiralıyorum; onlar da benim asık suratımı düzeltmiyor.

        Ergenlikten çıkalı çok oldu, andropoza da epey vakit var. “O zaman benim bu ruhsal durumum hangi sebepten kaynaklanıyor?” diye soruyorum kendime. Dükkandaki üç duvar üzerime üzerime gelmeye başlıyor. Arka fonda İbrahim Tatlıses’in “Aramam” adlı güzide eseri çalmakta. Tam o anda buluyorum bu sorumun cevabını.

 
       Birkaç yıl evvel ben, babalar gününde çok büyük bir gaflette bulunmuştum arkadaşlar. Babama alınabilecek daha yaratıcı bir hediye bulamadığım için, İbrahim Tatlıses’in “Aramam” adlı albümünü satın aldım. Albümdeki aynı şarkıları LimeWire’dan da indirebilirdim, ama siz de kabul edersiniz ki o zaman hediye değeri kalmazdı. Ben de gidip orijinal albüme bir dünya para verdim sonuç olarak.

        Babam benden hediye almaya pek alışık olmadığı için göz pınarları dolmuştu albümü gördüğünde. Albüm cd’sini hemen bilgisayara taktı ve keyifle dinlemeye başladı. İşte ne olduysa o andan sonra oldu arkadaşlar. Babam artık bir İbrahim Tatlıses fanatiğiydi, tüm gün “Aramam” albümündeki “Ben de insanım”  “Aramam”  “Neden saçların beyazlamış arkadaş”  “Leylim Ley”  “Aramam (ReMix)” gibi nadide eserleri dinliyor, dinlemediği ender zamanlarda da kendi hoş olmayan sesinden bizzat bizlere dinletiyordu. Kısacası her Allah’ın günü İbrahim Tatlıses çalmaya başlamıştı bir zamanlar neşeli olan dükkanımızda.

        İşte o gün bugündür dükkanımızda arabesk şarkılar dinlenir durmamacasına. Durum çok trajik bir hal almıştır. O acı günden sonra, İbrahim Tatlıses, Ferdi Tayfur ve daha nice bunalım yaratmakta usta olmuş sanatçı, dükkanımızın en değerli ve kalıcı misafirleri olmuşlardır. Hatta misafir olmaktan da çıkmış, sesleriyle bizzat dükkan sahibi gibidirler. Sonuç olarak benim zavallı bünyem, tüm gün nöbet beklediğim küçücük dükkanın içinde sürekli arabesk şarkılara maruz kalmış, bu da benim “Gülememe” gibi amansız bir hastalığa yakalanmama sebep olmuştur.


        Arabesk, benim hayattan keyif almamı engelleyen en büyük düşmanlardan bir tanesidir sayın okurlar. İbrahim Tatlıses’den de nefret ederim, çünkü bu kalın ve siyah bıyıklı beyefendinin Türk halkına hiçbir faydası yoktur ve bundan sonra da muhtemelen olmayacaktır. Faydasının aksine, şarkılarıyla ve daima gereksiz bir hüzün barındıran sıfatıyla, insanların içindeki yaşama sevincinin ölmesinde yegane sebeptir. İbrahim bey, bu yazıyı okuduktan sonra (elbet bir gün google’dan görüp okuyacaktır diye umuyorum) bana dava açabilir, ancak ben bu antiarabesk yoluna baş koydum arkadaşlar. Dava açsa da kesinlikle vazgeçmem bu savaştan…

       Tamam, kabul edelim; İbrahim Tatlıses, Ferdi Tayfur, Orhan Gencebay gibi sanatçılar 70’li ve 80’li yıllarda efsanelermiş adeta, deli gibi dinleniyorlarmış. O dönemki insanların psikolojilerini bilemediğimden bunu yargılamayacağım. Ancak artık 2000’li yıllardayız be ustalar. Boru değil bu, 2009 yılına kadar geldik! Artık bu ve benzeri arabeskçilerin emekli olma vakti çoktan geldi bile, yanılıyor muyum?

        Şimdi bana “Zamane gençliği hiç hüzünlü şarkılar dinlemek istemiyorlar mı? Ne biçim gençliksiniz lan siz, zibidiler!” diye kızabilirsiniz Ferdi amca, Orhan amca ve İbrahim amca. Ancak size şunu söylemek isterim ki, günümüz gençliği hüzünlense de slow pop, melankolik rap veya soft rock şarkılarıyla hüzünlenmek istiyor; üzgün bile olsa bu şarkılarla hayata tutunuyor. Artık arabeskin devri bitti. Düşün yakamızdan artık arabesk amcalar, düşün…

        Tam bu noktada, çok bilmiş bir okurum “Herkesin kendi müzik zevki var, zevkler ve renkler tartışılmaz” diyerek dünyanın en klişe cümlelerinden birkaçını kurabilir bana. Ben de ona şöyle cevap vermek isterim. Ben zaten “Herkes Serdar Ortaç dinlemelidir” demiyorum arkadaşım. İster pop dinle, ister Türk sanat müziği, ister rock, ister rap… Arabesk ve İsmail YK hariç, hepsinin başımın üstünde kocaman yeri vardır, ancak ben insanların arabesk dinleyerek kendilerini neden kasten üzdüklerini anlayamıyorum, işte benim kavrayamadığım nokta tam olarak burası… Şimdi anladın mı çok bilmiş okur?

         Bundan yıllar önce, babaannem bana “insanlar neden sinemada korku filmi izleyerek kendilerini korkutuyorlar? Korkmak için para veriyorlar, ne kadar saçma!” diyerek dert yanmıştı. Ben de “Babaanne, insanlar sinemaya gidip korku filmi izleyerek, görüntüden değil ama yerli yersiz aniden arttırılan ses efektlerinden korkuyorlar ve bu da onlara keyif veriyor. Demek ki korkmak da aynen gülmek gibi eğlenceli olabiliyor sinemada” diyerek durumu izah etmeye çalışmış, ancak babaannemi ikna etmeyi başaramamıştım. Ona göre, sinemaya para vererek korku filmi izlemek tam bir kepazelikti ve ben aksini söylesem de babaannemin fikri değişmeyecekti.

          (Zira babaannem, yaşı epey ilerlemiş olmasına rağmen, her konuda en çok bilgiye kendisinin sahip olduğuna inanan bir kadındır. Hatta geçenlerde facebook’u bile benden daha çok bildiğini iddia etti, o derece... Ben “Babaanne bak, facebook’ta yolda görsen selam bile vermeyeceğin ilkokul arkadaşlarını friend olarak ekleyebiliyorsun, birbirinden cıvık bir sürü video izleyebiliyorsun, çok manyak bir şey bu facebook” diyerek savunmamı yaparken, babannem “ben çok iyi biliyorum facebook’u, bana facebook’u anlatma, saçmalıktan başka bir şey değil bunlar!” diyerek yine haklı duruma çıkmıştı.)

         Bundan iki paragraf önce ettiği klişe laflarının üstüne, hala utanmadan “Arabesk dinleyeceğim lan, keyfim değil mi, sana ne!” diye terbiyesizlik yapan, çok bilmiş okuruma son olarak şunu söylemek isterim: “Nasıl babaanneme göre, bir insanın korku filmi izleyerek kendini korkutması mantıksızsa; bana göre de insanın arabesk şarkı dinleyerek kendini üzmesi tam anlamıyla saçmalıktır.” Kararımı da asla değiştiremezsin çok bilmiş okur, çünkü ben babaannemin torunuyum…

         Son olarak şunları eklemek istiyorum. Ben bu satırları yazarken dükkandayım arkadaşlar. Emektar radyomuzda Radyo Turkuaz frekansı açık ve Cengiz Kurtoğlu’nun “Elimdeki resmin” isimli eseri çalıyor. Şarkıyı dinlerken içimi büsbütün bir keder kaplıyor. Babamın vereceği tüm tepkileri göze alıp, radyoyu ani bir refleksle kapatıyorum. Ancak bu intihar müziği kesilse de, arabeskin ruhumda bıraktığı izleri silemiyorum. Sonuç olarak da gülemiyorum sevgili okur, gülemiyorum…

 

         Çok Önemli Not:
İbrahim Tatlıses, Yağmur Duası adlı 2009 albümünü piyasaya çıkardı. Tüm müzik marketlerde…



                                                            YAZAR: İSMAİL PİŞER

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

4 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: isimsiz | Tarih: 28/6/2009
    Konu: yeni nesil iştee
    ahh ahhh nerede o eski sarkılar canım musikiler...yeni nesill zıvanadan cıkmış..bizim zamanımızda bölemiydi ya..herkesin dinledigi bir ferdi bir orhan babamız vardı..ya şimdi..saygı diye birşey kalmamış..sen genc birine benziyorsun evlat..resminden belli oluyor..ama lütfen yazı yazarken zevklere ve renklere girme..başkalarının düşüncelerinede saygılı olmayı ögren..yazının içinde okuyucuya cevap yetiştirmekten de vazgec..bu bir büyüğünden sana tavsiye ...yoksa sayende bizde gülemeyeceğiz bundan böyle...

    Bağlantı »

  2. Yazan: AyŞeGuls | Tarih: 25/6/2009
    Konu: slmlarr
    slmlar ismail bey siteyi yni keşfttm.yazınızı keyifle okudm.yeni yazılarnzı bekliormm :))))

    Bağlantı »

  3. Yazan: emmoğlu | Tarih: 21/6/2009
    Konu: Densiz gençliğe...
    Ferdi babaya laf söyletmem!

    Bağlantı »

  4. Yazan: Irmak | Tarih: 21/6/2009
    Konu: :)
    ben de eski yıllara ait Türk sanat severim ama arabesk hiç sevmem.çokkk nadiren dinlemişimdir.Benim babam da Tanju Okan severdi...onun Hasret diye bir şarkısı var,en acıklı arabeske bin basar:)Ellerine sağlık:)not: bu sefer başlığı unutmadım:)

    Bağlantı »