ASLA ÖLMEYEJACKSON
Siyah olmaktan hiçbir zaman mutlu olmadı. Her sabah uyandığında ten rengine lanetler okudu. Ayna karşısındaki iç karartıcı yansımasına daha fazla katlanamadı ve bıçak altına yatarak vücudunun rengini açmaya çalıştı. Ameliyatlar birbirini kovaladı. Durmadan beyazlamaya devam ediyordu, sonuç olarak insanların tiksinti duyacağı bir yüze sahip oldu. Kimileri bu durumu “doktor hatası”, kimileri ise daha da abartıp “tanrının cezası” olarak nitelendirdiler. İnsanlar, “Tanrının verdiği rengi beğenmezsen işte böyle olur!” diyerek suçluyorlardı onu.
Artık Michael Jackson’ın teni Edirne peyniri gibi bembeyazdı. Uzun bir süre popçudaki bu değişim spekülasyonlara neden oldu. Amerika’nın en saygın kanalları, şarkıcının 50 ila 100 arasında estetik ameliyat olduğunu açıklıyordu. Bu bir rekordu. Popçu, ten rengini değiştirebilen tek insan olarak tarihe geçmişti. Artık amacına ulaşmıştı, çevresindekilerin iğrenen bakışlarını hiç önemsemeyen Michael Jackson, dünyanın en mutlu insanı olmalıydı.
Yaptığı olağanüstü albümlerin ardından, beyaz tenli popçu birden zirve basamaklarını inmeye başladı. Eski popülerliğini yitirmişti. İnsanlar, onun neden yeni albümler yapmadığını merak ediyordu. Çok geçmeden onun yeni bir hobi edindiğini fark ettiler. Küçük çocukları taciz etmek... Çevresini saran zombi kılıklı kameramanlardan fırsat bulduğu her an, evine götürdüğü küçük çocukları kucağına oturtuyor ve minik bedenlerine dokunuyordu Michael. Çocuklar ürkmüş olmalıydılar, belki hayatları boyunca terapi almalarını gerektirecek bir tramvaya maruz kalıyorlardı. Evet, albümleriyle gönüllerde çilingir sofrası kuran popçu, aslında sübyancıdan başka bir şey değildi. Michael Jackson aslında öcüydü, pisti, kakaydı.
Tabi dünyada hiçbir şeyin gizli kalmayacağı gibi, popçunun bu sapkınlığı da hemen açığa çıktı. Haber Amerika’da bomba etkisi yarattı. Davalar peş peşe açıldı. Şarkıcının kariyeri Osmanlı Devleti gibi çökmeye başlamıştı. Müzik hayatı neredeyse biten Michael Jackson mahkeme salonlarına girip çıkarken, sinir bozucu kameramanların yanında öfkeli ebeveynlere de maruz kalmak zorundaydı. Ancak gezegende “O” hariç herkes haklıydı, çünkü yaptığı affedilemez bir terbiyesizlikti.
2000’li yıllarda, gözlerden ırak bir yaşam tarzı benimsemişti Michael. Artık insan içine çıkmıyordu. Televizyonlarda onu görmek imkansız gibiydi. Zira Amerikan halkının bu sübyancıyı görmek gibi bir talebi de yoktu. Ancak bu terbiyesiz adam, mal varlığı ve parası tükendiği için tekrar sahnelere dönmeye niyetlendi. Sözde dünya starı, artık karnını bile zor doyuruyordu. Birçok bankadan farklı isimlerle kredi almış ve hiçbirini ödeyememişti. Son çare olarak 2009 yılında borcunu ödemek için turnelere çıkmaya karar verdi. Fakat yorgun kalbi strese daha fazla dayanamadı ve 26 Haziran 2009 tarihinde kalp krizinden öldü.
Artık bu çocuk sapığı, çirkin suratlı yaratık dünyayı terk etmişti. Herkes doyasıya sevinebilirdi!
Michael Jackson beyazlamak için hiçbir zaman ameliyat olmamıştı aslında. Henüz genç yaşta Türkiye’de Akdeniz hastalığı olarak bilinen Vitiligo’ya yakalandı. Bu, tüm cildi beyazlaştıran, yaralar açılmasına neden olan ve tedavisi mümkün olmayan bir hastalıktı. Aynı hastalık Micheal Jackson’ın kız kardeşinde de görülmüştü, muhtemelen genetikti. Çok geçmeden, şarkıcının çikolata rengi teninde beyaz lekeler görülmeye başladı. Konserlerine çıkmadan önce, bu lekeleri koyu renk makyajla kapatıyordu Michael. Ancak bir süre sonra beyaz lekeler tüm vücudunu sarmıştı. Bir milyon zenciden sadece birisinde görülen bu hastalık yüzünden, Michael Jackson artık beyaz bir adamdı ve görenlerin midesini bulandıracak kadar parlak bir yüze sahipti. Burnunun ortasında ve vücudunun çeşitli yerlerinde yaralar vardı. İşte o dönem müzik hayatına ara vermesinin tek nedeni, fiziksel görünüşünden duyduğu utançtı. Her gece yatarken “Keşke bu hastalığa yakalanmasaydım ve hep zenci kalabilseydim” diye tanrıya isyan ediyordu. İşin en garip yanı, bu çözümsüz hastalığını tüm dünyadan saklıyordu.
Amansız hastalığının farkında bile olmayan ve Michael’daki fiziksel farklılığı estetik ameliyatlara bağlayan Amerikan halkı, onun yeni yüzüyle acımasızca alay etmeye başlamıştı. Before and after başlıkları altında, şarkıcının siyah ve beyaz fotoğrafları toplu maillerle milyonlarca insana yollanıyordu. Hatta bu maillere, More After başlığıyla Yüzüklerin Efendisi’ndeki Gollum karakterinin resmi konularak popçuyla adeta alay ediliyordu. “Scary Movie” gibi Hollywood yapımı filmlere de sıkça espri malzemesi oluyordu ünlü popçu.
Michael Jackson yıllarca “Thriller” “Dangerous” “Bad” gibi dünya çapında rekorlar kıran albümleriyle büyük bir servet kazanmıştı. Fakat parayla saadeti de çok uzun sürmeyecekti. Çünkü parasını ve şöhretini kıskanan bir kesim, ona inanılmaz iftiralar atmaya başladılar. Bu çirkef insanlar, Michael’ın sıkça ekranlara da yansıyan çocuk sevgisini saptırıp, onu çocuk tacizciliğiyle suçladılar. Ünlü popçuya milyon dolarlar ve parayla ölçülemeyecek değerde prestij kaybettiren birçok dava açtılar.
Michael Jackson hayatının son anlarına kadar, cildindeki her geçen gün ağırlaşan hastalık yetmezmiş gibi, bir de bu taciz davalarıyla uğraştı. Tüm Amerikan basını yıllarca taciz haberlerini yazıp çizdi. Ancak kesin olan tek gerçek, Michael Jackson’ın bir çocuk istismarcısı olduğuna dair hiçbir delilin olmadığıydı. Bunların hepsi tamamen iftiradan ibaretti. Sonuç olarak pop kralı yargılandığı mahkemelerin hiçbirisinden en ufak bir ceza dahi almadı. Ancak tamamen temize çıktığı gün, ne maddi ne de manevi gücü kalmıştı yaşama tutunabilmek için. Parasız, güçsüz, yorgun ve hastaydı…
Kısacası 51 yıllık hayatı boyunca, insanlar onu hep gereksiz yere estetik ameliyatlar olmakla suçladı. Tüm dünya, onun yeni ve çirkin yüzüyle acımasızca dalga geçti. Bunlar yetmezmiş gibi, pop kralı, hiç suçu olmadığı halde, halk tarafından çocuk sapığı damgası yedi. Ve nihayet 26 Haziran’da Michael Jackson öldü.
Artık bu çocuk sapığı, çirkin suratlı yaratık dünyayı terk etmişti. Herkes doyasıya sevinebilirdi!
YAZAR: İSMAİL PİŞER
Önemsiz Not: “Bu yazı ne alaka?” diye sorabilirsiniz. Aslını sorarsanız Michael Jackson’ı şahsen tanımazdım, bir kafede çay içmişliğim dahi yoktur. Ancak son derece üzgünüm. Onun kıymetinin öldükten sonra anlaşılmasına anlam veremiyorum. Adam öldüğünden beri sürekli Facebook’ta Micheal Jackson klipleri paylaşıyorsunuz. Sorarım size hayranlar, 51 yıldır neredeydiniz? Gerçi siz benim de kıymetimi bilmiyorsunuz zaten. Ben de anca ölünce, yazılarımı durmadan paylaşıp okursunuz. Kısacası arkadaşlar, SEVDİKLERİMİZİN DEĞERİNİ ONLAR HALA NEFES ALIP VERİYORKEN LÜTFEN BİLELİM… Neyse bunu vurgulamak için bu yazıyı yazdım. Teşekkür ederim…
Konu: cevap
tekrar tşkler,kıymetimi bilicem :)
Bağlantı »
Konu: Ee hakkını vermek lazım...
Kıymetini bil,bazen kendini bile savunmaktan kaçınan biri seni savunuyo...
Bağlantı »
Konu: cevap
nemesis,
"yiğidi öldür hakkını ver" sözünü icraate döktüğün için teşekkür ederim.burda yiğit ben oluyorum,hakkımı veren de sen :D
Bağlantı »
Konu: ...
Aslında tamamen olmasada sana katılıyorum. insanlar hayattayken,bu kişi kim olursa olsun ünlü veya değil yeterince değer veremiyoruz hattabelkide o bizim için kendimizden daha önemli olsada bu değeri,sewgiyi gösteremiyoruz...Yazının tamamını 'önemsiz'dediğin not için yazman yada asıl düşünceyi orda saklaman farklı ve farklı olan herşey gibi güzel...ayrıca yorum yapan Yağmur'un yazıyı anladığını düşünmüyorum çünkü bu yazıda michael jacson yazar tarafından net bi hakarete uğramamış sadece olanı anlattı,bu yalan değil ki şuan gazetelerin ve televizyonların övgüyle bahsettiği adam sapıklıkla suçlanmıştı.Belki yazar michael jacson'a hakaret etmedi ama sen yazara açık bi şekilde hakaret ettin bence.sen nerden bilebilirsin ki ne kadar sewilip sewilmediğini yada zamanın onu ilerde nerelere taşıyacağını belkide ünlü bi yazar olur ve de bi çok hayranı..Dikkat et başkalarını eleştirirken,empati kur biraz...
Bağlantı »
Konu: cevap
Sevgili yağmur hanım,
başlangıçta yazının tamamını okumadığınızı düşündüm, ancak sonra hepsini okuduğunuzun farkına vardım. Açıkcası şaşırdım çünkü sanırım vermek istediğim mesajı yanlış algılamışsınız. Michael Jackson hayattayken Amerika'da ve dünyanın çeşitli yerlerinde onun suratıyla acımasızca alay ettiler,onlar yaptıkları ayıbın farkında bile değillerdi. Ona yaratık dediler, çirkin dediler, kötü benzetmeler de bulundular. Ben de aynı bu aşağılayıcı tabirleri kullanarak bu insanları eleştirmek istedim. Ancak sözlerimi ağır olarak algılamış olabilirsiniz, size saygı duyarım. fakat bu cümlemin tamamen kinaye ve eleştiri amaçlı olduğunu tekrar belirtmek isterim. Zaten ölen insanın arkasından bu tabirleri kullanmak bize yakışmaz. umarım gerçek mesajı siz de algılayabilmişsinizdir.
Bağlantı »
Konu: BU TERBİYESİZLİĞİNİZİ KINIYORUM!!
Artık bu çocuk sapığı, çirkin suratlı yaratık dünyayı terk etmişti. Herkes doyasıya sevinebilirdilafınızı şiddetle kınıyorum.siz kimsinizki böyle bir şey yazıyosunuz bu büyük bir hakaret ayrıca merak etmeyin siz öldükten sonra kimse aqlamaz ayrıca bu yazdıqınızı michael jacksonun yakınları okusaydı eminimki size dava bile açarlardı.siz bu tür şeyleri yazacaqınıza edebiyalı şeyler yazın
Bağlantı »
Konu: michael jackson
peki siz neden michael jackson öldükten sonra bir yazı yazdınız daha önce neden yazmadınız??siz deqerini bildinizmi michael jacksonun????ve en sonunda yazdıqınız çirkin suratlı kişi artık bu dünyayı terketti lafını şiddetle kınıyorum bu ne büyük bir terbiyesizlik sevgili michael jackson için bu tür şeyleri yazmanızı büyük bi hakaret olarak nitelendiriyorum.ne sizin nede başkalarının bu tür şeyler yazıp çizmelerine kesinlikle karşıyım.hem hayranlarına hem de kendisine çok büyük sayqısızlık.bu ülkenin en büyük yazarı olsanızz bile sonuna kadar kınıyorum size.bu tür terbiyesiz ve hakaretli şeyler yazıcaqınıza doqru düzqün kültürlü şeyler yazın.unutmadan,merak etmeyin siz öldükten sonra üzülmeyiz gözünüz arkada kalmasın.o kadar sinirlendimmki anlatamam......
Bağlantı »
Konu: jackson
lan ismayil helal olsun sana çok tuttum seni.ama atladığın bi nokta var sende michael jackson öldükten sonra yazmışssın aslanım madem adamın derdini biliyon niye önceden yazmadın. demekki neymiş birilerinin harekete geçmesi için önce ölmek gerekiyomuş.(samimiyetsizliğimi belitmek için mesajın başına 'lan' yazdım ilerleyen zamanlarda daha samimi olusak küfür falanda ederim)
işin gücün yokmu ismayil aç bi ilmihal falan oku blog la mulogla uğraşma aslanım
zuahahahaha
Bağlantı »
Konu: jackson
dostlar onu bunu boşverin. Ölünün arkasından konuşulmaz, ayıptır:) ben de m.j.in hayranlarındanım. Ölüm haberine tabiki üzüldüm. çünkü onun gibi dans eden biri çok zor bulunur ama sonuçta öldü işte. elimdeki klipleriyle şarkılarıyla yetinmek zorndayım. bi de altın tabutta gömüleceinden falan bahsediyorlardı. bilginiz varsa paylaşırmısunız. müslüman diyorlardı başka bişey çıktı arkadan. son haberleri alan varsa paylaşımınızı bekliyorum. yazı için teşekkürler ismail.
Bağlantı »
Konu: bir cevap
Sayın isimsiz(!),
Yazdığınız yorumu hakkını vererek okudum. Öncelikle belirtmek isterim ki ana metnin yazarı arkadaşa bol bol okumasını salık verirken sizin ne kadar donanımlı olduğunuzu Himalayalar'dan bahsederken görüyoruz. Yaş itibariyle arkadaştan üstün deneyimlere sahip olduğunuza inanıyor olabilirsiniz, yalnız gördüğüm kadarıyla bu yaşın getirisi olan hoşgörüden uzaksınız. Bu davranış tarzınız ve kullandığınız yabancı kökenli sözcükler de sizin tutarsızlığınızın nişanesidir.
Ayrıca şundan da bahsetmem yerinde olur ki Michael Jackson denen şahsiyetin yatak odasına hiçbirimiz girmedik(eğer giren varsa beni uyarsın). Onun özel hayatına dahil olmadığımız için de kimleri iğfal ettiğini göremedik(eğer bu vuku bulmuşsa). Ayrıca bir kuşağı zehirlediğini söylediniz. Bu da başından kokan, yanlış bir tezdir. Çünkü Jackson metinler düzüp naralar atan, hele ki politik duruşu olan bir şahsiyet hiç değildi.
Önyargılı ve çelişkili "dışavurumu"nuza hayran kaldım, o derece ki sosyoloji derslerinde örnek metin olarak rahatlıkla kullanabilirim. Sağlıcakla kalın.
Dipnot: Michael Jackson'ı sevmezdim.
Bağlantı »
Konu: cevap
İsimsiz,
Michael Jackson hakkında yaptığın yorumlar seni bağlar, beni ilgilendirmez.
Fakat,
"Sen neredeydin 51 yıldır, bir kere bile Michael Jackson hakkında laf etmişliğin var mı? Sonra da ben sizden farklıyım diye kendini üstün göstermeye çalışıyorsun" demişsin. Orda dur bence.
Ben senin gibi kulaktan dolma yada televizyondan görme bilgilerle konuşmuyorum, belki inanmayacaksın ama ben senin uzunca yıkıcı eleştiriler yaptığın bu yazım için saatlerce araştırma yaptım. Michael Jacksonı severim yada sevmem o beni ilgilendirir. Belki ben de, Michael Jackson öldükten sonra kıymetini anladım ve bu şekilde ben de yazıda eleştirdiğim kesime giriyorum. O zaman kendimi de eleştirmiş oluyorum. Sen de bunu yapıyormusun bilmiyorum ama -ki yapmalısın bence- insanın kendini de eleştirmesi çok güzel bir hadisedir. Evet senin mantığına göre bu yazıda kendimi de kınadım belki, ama kesinlikle kendimi diğerlerinden üstün görmedim. Bu anlamı yazının neresinden çıkardın anlayamadım.Bunu "nasıl bakarsan öyle görürsün" sözüyle yorumluyorum.
Son olarak şunu söyleyeceğim sana. İyi yazmıyor olabilirim. Orhan Pamuk gibi tasvirlerim, Erdal Demirkıran gibi özgüvenim, Adam Fawler gibi kurgularım, Elif Şafak gibi yoğun duygularım olmayabilir. Ancak ben Milliyet gazetesinin yada herhangi bir kuruluşun köşe yazarı değilim. Okuyucularıma karşı ciddi bir sorumluluk duygusu beslemiyorum. Ben sadece hakkım olduğunu düşünerek blog sitesi açmış ve içimden gelenleri yazan bir insanım. Kendimi geliştirmeye çalışıyorum, sen hiç merak etme! Bol bol kitap da okuyorum ama sen yazarlıktan biraz anlasaydın sadece kitap okuyarak yazarlığın geliştirilmeyeceğini anlardın. Yorulmadan yılmadan, kötü bile olsa yazmaya devam edersin ve zamanla yazıların daha da zenginleşir. Bu işin kuralı böyledir.
Yorumların tamamen saldırı amaçlı yazılmış şeyler, farkındayım. Komik duruma düştüğümü söylemişsin. Eğer beni gerçekten komik ve değersiz bulsaydın bu kadar uzun bir yorum yapmaya tenezzül etmezdin. Şimdiye kadar aldığım en uzun yorum seninkisi. Eğer bu kadar uzun yorum yazdıysan, benim yazım senin beyninde epey yer etmiş demektir. Ki sen yazımı beğensen de beğenmesen de benim de amacım bu zaten ;)
Teşekkürler...
Bağlantı »
Konu: :)
tebrikler mbi mesaj ancak bu kadar etkili verilebilirdi ;)
Bağlantı »
Konu: cehalet
Michael Jackson sapık, ahlaksız, Himayana dağları kadar büyük psikolojik sorunları olan; ünü, şöhreti, parayı kaldıramadığı için saçma sapan şeyler yapan bir adamdı. Ama şimdi ölür ölmez aziz muamelesi görmeye başladı. İki hafta önce Jackson sönmüş bir yıldızken şimdi dünyanın en saygın sanatçısı. Gençliğimizi zehirleyen bu kafir şimdi gençliğe örnek olması gereken bir rol modeli. Popüler kültür böyle bir şey işte, içi boş gençleri yaz meltemi gibi sağa sola sürüklüyor. Bilgiden, düşünme yeteneğinden yoksun beyinlere istediği düşünceyi rahatlıkla empoze ediyor.
Ve İsmail Pişer, sözüm sana. Hem kendin laf ediyorsun millete, yazdıklarının hiçbir farkı yok eleştirdiğin zihniyetten. Sen neredeydin 51 yıldır, bir kere bile Michael Jackson hakkında laf etmişliğin var mı? Ama öldü diye, herkes arkasıundan yas tutuyor diye böyle bir yazı yazıyorsun, sonra da ben sizden farklıyım diye kendini üstün göstermeye çalışıyorsun. Kendi içinde mantık hatasına düşüyorsun. Yaşça genç birisin sanırım, tavsiyem yazmayı bırakıp kendini okumaya, araştırmaya, büyük filozofları, yazarları dinlemeye ver. Belirli bir altyapıya sahip olduktan sonra yazmaya başla, aksi takdirde kendini komik duruma düşürmekten başka hiçbir işe yaramaz yazdıkların.
Bağlantı »